1 Mart 2018 Perşembe

Legal Alien

Pek çok şey olabilir ama uzak asla değil. Arabayla 3, trenle 2 saat. Artık resmen Konya’da ikamet ediyorum. Arkadaşımın muhteşem tanımlamasıyla “legal alien” günlerim başladı. Bazen gün içinde bu şarkıyı mırıldanıyorum ama göndermeyi anlayan olmadı. Kimseye haksızlık etmeyeyim, ben de tutup elektrik süpürgesi tamircisinde mırıldandım, tamircide kadın başıma şarkı söylemem hepten garip karşılandı, içeriğe varamadan usülden red yedim. 

Yüzme havuzu sorununu çözdüm, normalin tam olarak iki katı para verince daha az muhafazakar alanlar bulmak mümkün oluyormuş meğer, Dedeman’ın spor salonuna kayıt oldum. Orda hem karışık havuz hem de isteyene ayrı kadın havuzu var ama kadın havuzu daha küçük. Karma havuza giriyorum, bir sıkıntım olmadı henüz. (Ayrıca biz Konya’da ne kadın ne bayan, direk bacım diyoruz. Kadın havuzu filan yazıyorum, aklınızda yanlış bi fikir oluşmasın.) 

Siz Konya'yı çok hafife alıyorsunuz, bizim burda tropik kelebek bahçemiz var.
Bu fotoğraf da ordaki pupa dolabının içini gösteriyor. Gelmiyorsunuz ki, gelseniz gezdiricem hepinizi. 

Mevlana müzesi ve tropik kelebek bahçesine gitmek gibi turistik etkinlikleri ilk haftadan hemen yaptım. Mevlana babadan zenginmiş, bunu öğrenince biraz tadım kaçtı. Şems sırra kadem basınca, artık öldürdüler mi ne yaptılarsa, ben sanıyordum ki Mevlana da perişan olmuştur, yok o başkasıyla muhabbete koyulmuş. Böyle şeyler keyfimi kaçırdı. Ama yine de büyüğümüzdür deyip işime baktım. 


Mevlana'nın türbesi
Mevlana (b.z.) hazretleri.
bz= babası zengin. 
İlk haftamda hastaneye giderken elbise giydim, denedim ne olacak diye, kan alma hemşiresi bana “serseri misin sen” dedi, “seni görünce içimiz bi hoş oldu” dedi. Ben böyle pat diye serseri lafını hiç beklemiyordum, hazırlıksız yakalanınca iyice aptallaştım, bir yandan kan vermek için dövmesiz kolumu uzatmaya çalışıyorum, “legal alien”lığım hepten ayyuka çıkmasın diye, bir yandan da öyle bir kolum olmadığı için işim zor; “dün kalın kapalı kışlık giyindim, ayağım pişti, hava çok sıcak, böyle şubat mı olur” gibi manasız savunma cümleleri sıraladım. Güzelce bir cevap veremedim diye içime çok dert oldu. Akşamları yatıyorum yatağıma, hemşire ablaya laflar sıralıyorum içimden, “istediğimi giyerim, kimmiş serseri, Türkiye laiktir, ne demek serseri” diye sayıklıyorum, öyle biraz rahatlıyorum.



Taşrada hayat çok ucuz. Konya tren garına arabayı bırakıyorum, 24 saat 5 lira. Aynısını Ankara’da yapınca 25 lira. Dürüm çiğ köfte 1,5 lira. Ankara’da 2,5-5 arası değişiyor. Zaten benim dışarıyla işim de en çok bu ikisi. Soya sütü henüz bulamadım, vegan peynir, vegan yoğurt gibi şeyleri internetten siparişle temin mümkün. Zaten Ankara da bir vegan cenneti değildi, çok yabancılık çekmiyorum. 


Ankara tren garı otopark tarifesi  

Konya tren garı otopark tarifesi

























Son olarak apartmandaki kapıcımızı anlatmak isterim size. Melek bey, Melek efendi veyahut Melek amca. Evet adamın adı Melek. Şimdi ben bu evi tutalı beş ay oldu, güvenlik soruşturması uzayınca taşınamadım bir türlü. Beş ay önce ilk tanıştığımızda Melek efendi hemen Meram tıp’ta çalışacağımı öğrendi, bana diyor ki “benim de gözümde lazerle damar yakılacak senin hastanede.” Anacım ben hastanenin yolunu bilmiyorum daha, senin işini nasıl halledeyim. Ayrıca sevmiyorum eş dost işi halletmeyi hastanede. Neyse bir şekilde savuşturdum o sefer.  Beş ay geçti, geldim temelli taşınıp, diyor ki “göze bakamam diyordun, omzumda kas yırttım, tam senlik.” Türk sit-com’u tadında Melek efendi’nin ayıp olmasa fotoğrafını da çeker koyardım buraya, ama ayıp olur. Hayal gücünüzle idare edin. 

Yolunuz düşerse beklerim demiştim, hala daha bekliyorum, daha da bekleyecek gibiyim. 


Sevgiler 

2 yorum:

  1. Serseri misin sen e ben de uyuz oldum. Bi süre yatmadan düşünürüm ben de hafifler biraz belki:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhtiyaç duyduğum sinerji tam olarak bu, çok teşekkür ediyorum!

      Sil